3 Ağustos 2008 Pazar

Hayatta nefret ettiğim şeyler - 3

Bugün TKA 'da Björk konseri vardı. Saolsun Björkü severim ancak klipleri veya 10-15dk lık müziği yeterliymiş, konser olunca mikti beynimizi o sapkın tınılarıyla ama konumuz bu değil. Eve dönerken yolda çıt! yandı gene sağ ön far ampulu... Neffffffret ediyorum, gerçekten içten hissederek nefret ediyoruuum! Ne yazsam boş! Focus'u olmayan bilmez, öyle basitçe gidip ampul alıp takılmıyor, tıpış tıpış servise gidiyorsun... Offff of... Servis yolları taştan, Bokböceği sen çıkardın gene beni baştan... Arrgh!

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Kıbrıs 'ın kanayan yarası: Kapalı Maraş

Kıbrıs'tan söz edip, ona değinmezsek olmaz. Kapalı Maraş nam-ı diğer Varosha... Yani bilmeyenler için, 74'te adaya yapılan çıkarma sırasında ele geçirilip, dönemin basiretsiz devlet büyükleri tarafından heba edilen bir cennet... Ama şuandaki haliyle BM ve Türk askerlerinin cirit attığı bir hayalet şehir! Zamanında rahmetli Ecevit, bu bölgeyi aldığında "Çok ilerledik, burayı ilerde müzakereler sırasında bir koz olarak kullanırız" dediği yer... Taa o yıllarda bugünün mimarisini andıran müthiş binalar, yüksekliği nedeniyle plajlarına güneş ışığı değmeyen oteller, altın sarısı kumlu plajları, gece mavisi denizi... Hatta çıkarma sırasında apar topar boşaltılan evlerdeki masalarda açık duran kitaplar, yekpare kül haline gelmiş sigaralar, camlardan dışarı rüzgarla savrulan perdeler...

Şuan açılsa tek başına tüm Kıbrıs 'ı kalkındıracak bir yapıya sahip. 34 yıl süre zarfında tek bir tuğla konmamış ve tek bir çivi çakılmamış olmasına rağmen tüm yapılar heybetle direniyor zamana... Ne kadar doğru bilmiyorum ama 74'lü yıllardayken, bu otellerin 2000'li yıllara kadar rezervasyonları olduğu rivayet edilir. Ve gene bir bilgi, hala o bölgede bulunan bankalardaki kasaların ağzına kadar dolu olduğu söylenir, mühürlü vaziyette yatıyorlar :) Evet işte böyle hüzünlü ve dramatik bir konudur Kapalı Maraş ve bir ölüm sessizliğiyle makus sonunu beklemektedir...

Aslında tüm resimler, olayı bu kadar kelime yazmadan anlatıyor. 1.sinde arka planda başlayan ve ufka doğru dizilen otellere dikkat, 2.sinde ilk plandaki otellerin eski hali, 3.sü ise günümüzün resmi...

30 Temmuz 2008 Çarşamba

4 olmalıydı 4...

Walla 2-0 aldık maçı amma beni kesmedi. Zaten Güiza'da golünü çakmadı. Bi de üstüne üstlük ofisten işler yüzünden çıkamadım, maça 10.dk da geldim. Daha bi en kötüsünün utanç dolu iğrenci maçı eve gidemediğim için kırmızı t-shirtümle seyrettim!!! Hatta bu senenin en büyük transferi tespihim (Fenerim bu, her maçta kanser ettiğinden ya sabır için) yanımda olmadan... Günün tek güzeli, ben hareketimi yaptım :) Onda sorun yok... Ahh Ah, 4 olmalıydı 4... Di mi keMAL?

29 Temmuz 2008 Salı

Gel beri MTK Budapeşte, gel beri...

Yıl 1999, tarih 30 Eylül... Güzel bir sonbahar akşamıydı... 21 yaşındaydım, hiç unutmam o sene ilk kez kombine kart almıştım. Hem de eski statta numaralı tribünden!!! Servetti servet. Varımı yoğumu yatırmıştım... Neyse UEFA kupası maçıydı, rakip Macaristanın MTK Budapeşte takımıydı...

Yer, Şükrü Saracoğlu Stadı... Rüştü Reçber, Mustafa Doğan, Saffet Akbaş, Alpay Özalan, Tayfun Korkut, Moshoeu, Samuel Johnson, Sergen Yalçın, Abdullah Ercan, Elvir Bolic ve Viorel Moldovan’dan oluşan Fenerbahçem büyük bir şok yaşamış, Avrupa Futbolu’nda adı bile anılmayan Macaristan’ın MTK Budapeşte takımına 2-0 yenilerek UEFA Kupası’na henüz ön elemede veda etmişti. Rüştü bir gol yemişti, evlere şenlik düzeyinde... Aziz Başkan’ın 11 yıllık başkanlık serüveninde yaşadığı en büyük dramlardan biri olarak gösterilen bu karşılaşma, 4 Haziran’da işbaşı yapan büyük üstad Rıdvan Dilmen’in de sonu olmuştu. Hüngür hüngür ağlamıştım, unutmam mümkün mü? Amaaaaaaaaaaaaaaaaa...
Yıl 2008, tarih 30 Temmuz... Gene güzel bir yaz akşamı olacak. Yer gene Şükrü Saraçoğlu Stadı... Amaa bu sefer çok fena evire çevire seveceğiz!!! bu takımı... Gençliğimin en unutulmaz acılarından birinin telafisi için gideceğim stada... Sezonun ilk resmi maçı ve MTK! Çok talihsiz oldu, umarım bilincim açık kalır :) Kohta çekil önümdeeeeen! Demedi demee! Okçu Güiza 'm çakar golünü yapar hareketini, bende bu maça özel kendiminkini :)

Yorumsuz

Ankara dönüşü yoldayken radyodan takip etmiştim, milletimizin başı saolsun. Yapanlar hakkında yorum yapmayacaktım ama dokunmadan olmayacak!

O . . . . . . ÇOCUKLARI SİZİ!


27 Temmuz 2008 Pazar

Ankara 'nın bayırları bile bize yeter!

Bu hafta sonu Ankaradayız... İştcell piknikleri de görevimiz :) Hem Cumartesi hemde Pazar... Millet deniz - havuz kenarlarında stres atar, biz Ankara 'nın Ahlatlıbel bayırlarında güneş tepesinde çalışırız. Adaletin bu mu dünya? Ama çakallık değil mi, piknik başlayana kadar serildik güneşin altına, havamız olsun. Sorarlarsa Çeşme Bodrum diye sallarız, di mi kısslar? :) Budur...

26 Temmuz 2008 Cumartesi

Hayatta Unutulmayacak Sözler - 1

Sinemle Ankara 'ya giderken yoldan Tarkan 'ın cd 'sini aldık... "Pare Pare" gerçekten güzel bir şarkı, Sinem 'de saolsun yol boyunca tekrar tekrar çaldı, hatim ettik... Hatta Tiesto İstanbul konserinde remix 'ini bile çaldı. Ama içinde gerçekten çok özel bir dize var, benim unutulmazlarımdan...

Tarkan - Pare Pare:

"... ne zaman ümitle
hayata göz kırpsam, çiçekler açsam,
kapıma dayanır sonbahar..."