8 Mart 2009 Pazar

I close my eyes, until next year / March 2010

Saat şuan sabahın 9'u... Gece 2100 'de 4 ayrı sahnede başlayan parti, 0730 gibi sona erdi :) Gülünmesin ama gerçekten inanılmazdı. 30binden fazla insan için unutulmaz bir geceydi. Konser detaylarına sonra gireceğim, şimdi sonrasını yazıyorum. Konser bitiminde bizi bir süpriz bekliyordu. Sabah zaten olmuştu o değil :) yağmur... Jaarbeurs fuar alanından çıkan binlerce kişi, yağan yağmura hiiç aldırış etmeden akın akın Utrecht merkez istasyona yürüdük. Görüntü şakka gibbiydi :) Trene varıldığında herkes atmış kendini bir köşeye kimisi uyuyor, kimisi bayılmış, kimisi sızmış. Bense uyumamalıydım, çünkü o gözler bir kapanırsa değil Amsterdam istasyonu, 2 gün kimse kaldıramaz beni...

Neyse vardık 30 dk.'da Amsterdam'a ama burda bizi daha farklı bir süpriz bekliyordu. Sağanak yağmur!!! Nası yağıyor yuh yani, hani bizi kendimize getirmek için sanki... Ama gene kimsenin aldırış ettiği yok. Herkes ağır aksak, yarı baygın halde Amsterdam sokaklarına dağılıyor. Sadece rahatsız insanlar var sokaklarda, yani bizler... Ee tabii bende... Resimde halim pek belli olmuyor ama Utrecht'te yüzümüzü okşayan yağmur, burada donumuza ilerlemek için elinden geleni yapıyor. Ama gerçekten mecalim yok hızlanmaya... İşin kötüsü bir de bugün gene otel değiştireceğim ve 1400'den önce giremeyeceğim. Gözlerimin kapanmaması lazım, yoksa gerisini düşünmek bile istemiyorum. Yazışım ondan :) Dayan Sadener'im dayan...

7 Mart 2009 Cumartesi

Trance Energy is SOLD OUT!!!

07 Mart... İşte o gün geldi. Siteden takip ettiğim kadarıyla biletler de tükenmiş. Küseeel :) Zaten belliydi burada otel bulamadığımdan... Neyse, kaç gündür koşturduğumdan bakamamıştım, programda açıklanmış. Efenim, seçmek o kadar zor ki ama benim program heralde şööle olur...

- 21:15 - 22:15 / Danyo / High Contrast Stage
- 22:15 - 00:00 / Joop / High Contrast Stage
- 00:00 - 00:30 / Yves de Ruyter / Classics Stage
- 00:30 - 02:30 / Armin van Buuren / Mainstage
- 02:30 - 03:30 / Johan Gielen / Classics Stage
- 03:30 - 04:30 / Paul van Dyk / Mainstage
- 04:30 - 05:30 / Jochen Miller / High Contrast Stage
- 05:15 - 06:00 /Marcel Woods / Mainstage
- 06:00 - 07:00 / Aly and Fila / Future Stage

Öğle saatlerini uyuyarak geçirdim, çünkü gece uzuuuuuuuuuuuuuuuun olacak. Allah kuvvet vere... Trance Energy 2009 Anthem ile veda ediyorum. Tüm gelişmeler tabii ki yarın burada olacak.

- Rank 1 / L.E.D. There be Light (Trance Energ 2009 Anthem)


Sadener, ENJOY YOUR JOURNEY...

Tunes of The Week - 19

What's up everbody and wellcome to TOTW from Amsterdam... Bu haftaki listeyi parti gününe saklayasım vardı. İşte 19. hafta... Seyahatten keşiflerdir bunlar. Şimdi size bunları postluyorum vee akşamın karanlığının, tüm ışıkları da içine alarak git gide büyümesini bekliyorum, kulağımda kulaklık Amsterdam sokaklarında... Yoğun tınılarla yürüyoruz, eskileri hatırlıyoruz, huzur buluyoruz... Amman fazla uzaklaşmayın. Buyrun hepsi sizin...

- Super8 and Tab feat. Alyna / Delusion (Original Mix)








- Mio feat. Mavoks / Someone Like You (Frase Remix)








- Rosie and The Goldbug / Heartbreak (Gareth Emery Remix)





I amsterdam...

Wellcome on board :) Geldik dün gece yorgun argın ama hiç bu kadar macera yaşayacağım aklıma gelmezdi. Yaklaşık 30 kg 'luk tabutvari valizim, içinde onlarca Cebit broşürü olan külçe gibi sırt çantam ve içinde yok yok lap-top çantamla süründüm resmen. Trenin yaptığı ufak gecikme ile turizm ofisi kaçırdım :) Ofise güvenip otel rezervasyonu yapmamıştım! 3 çanta ile kapı kapı dolaşmaktan helak oldum. Her yer dolu!!! 6-7 otel dolaştım yook! En sonunda Hotel Alfa adında bir yerde kaldım ki, zamanında bolca Ankara Ulus 'ta da kalmışlığım vardı, yeminlen orası Four Seasons 'mış :) Sabah sağ salim uyanınca sevindim resmen :) Neyse sabah soluğu turizm ofiste aldık, ama gene patladık. Bura o kadar dolu ki, bugün gene farklı bir otelde kalacağım, son 2 gün başka bir otelde... Neyse hallettik ya of aman... He şu an kaldığım otelin bir merdivenleri var ki, Of Aman Nalan!!!

6 Mart 2009 Cuma

Sonunda...

Hannover Hauptbahnhof... Sanki bir zaman tünelinin başındayım... Evet, içim acıyor, inkar değil kabul ediyorum. Son anlarını yaşıyorum, geçmişin... Oldukça zor geçen 1 senenin ardından... Geldi, gelecek, az kaldı derken, oturdum bile... 1 senedir beklediğim o andayım…

Evet, sonunda hareket ediyor... Şakka gibi… Hızlandıkça anlıyorum ki gerçekten bir boşluğun ortasındaymışım. Gidiyorum, cama vuran damlalar, yeşilli kahverengili uçsuz bucaksız tarlalar, yapraksız kalmış sık sık ağaçlar, ölesiye akan azgın nehirler arasından... Bana sürekli eşlik eden Armin‘le, kulaklığımdan benliğime işleyen tınılarla... Son 1 sene film şeridi gibi geçiyor zihnimin içinden, engel olamıyorum... Sanki kurtuluyorum beni takip eden düşüncelerden, umuyorum... 11 Mart milad olacak, artık eskisi gibi sert olamayacak, acıtamayacak, biliyorum...

Artık o zaman geldi, güç olacak ama olacak... Herşeyi, hepsini, düşünceleri değiştirmek isterdim, ne varsa... Ama... Ne yazık ki buna yetecek zaman yok... Yetişemem, erişemem, ulaşamam... Burdayım... O kadar hızla gidiyor ki, camlar o kadar ıslanmışki, dışarısı görünmüyor bile... O günde şahidim yağmurdu, bugünde… Yaklaşık 1,5 saat sonra gene bedenimi ıslatmaya başlayacak, okşayacak beni huzurla… Önüme bakacağım, dimdik ayakta, gururla… Sadener duruşuyla...

The End of Cebit 2009...

Bu senede Hannover'de bizlere ayrılan sürenin sonuna geldik. :) Zaman artık, otele gidip toparlanma zamanı... Ayaklara inen karasular, yürü yürü bitmeyen salonlar, krizin vurduğu stantlar... Sonrasında bize ne kaldı ki, T-Mobile ve IBM'den başka... Bakalım bizim durum ne olacak? Bastı heyecan tabii, ee kolay mı 3 senem geçti stantların arasında...
Kısmet olursa ve tekrar buraya gene gelirsem, heralde fahri vatandaşlık verirler diye düşünüyorum, eşşek değillerdir herhal :) Hatta Hannover belediye başkanını bile h.alanında görmek isterim :) Nasip kısmet artık... Kim öleee, kim kala... Auf Wiedersehen Hannover, özle beni...

Hayatta nefret ettiğim şeyler - 14

Fırsat buldukça ve tabii ki cebimde para bulabildikçe gezmeye çalışırım. Yurt dışına çıktıkça tutumlu tutumlu harcarız ya :) Bende ne zaman tekrar çıkacak olsam, evde sakladığım bozuklukları yanıma alırım. Atalarımız ne demiş, damlaya damlaya göl olur... Walla doğru billa doğru... Her seyahatte yanımda tek bir bozuk para kalmadan dönmeye çalışırım. Ancak ne mümkün!!! Ben bitirmeye çalıştıkça onlar artıyor. Mayoz mu artık mitoz mu çoğalıyor bilemem ama bitmek tükenmek bilmiyor yaw! 22 tane ile geldim, her harcamamda önce bozukluklara bakınıyorum, ama olmuyor işte... Bu sabah itibariyle saydım 51 olmuş!!! Nefret ediyorum, gerçekten... Sen misin yaman, ben mi? Asabım bozuluyor, şıkır şıkır dolaşmak zorunda kalıyorum, tüketeceğim seni...