31 Ekim 2009 Cumartesi

Tunes of The Week - 41

Bu haftaya nazar değmesin diye başlamak gerek! 41 kere maşaallah Karamürselli :) Bu hafta tabii ki özel olacaktı. Ondandır gecikmesi... Değecek, kimseler merak etmesin... Bu topraklar az gördü böylesini... M6... Aradım, taradım, bulamadım onun verdiği ültimatomu... Bende kendim kestim koydum. Dedim az bulunur böylesi... Jonathan Martin ile hayal alemine kalacak parmak kaldırsın, biraz ondan, biraz bundan... Sinsi bu, sinsiiii... Son olarak hedef, sizin kara kutunuz :) Rafael'e selam söyleyin görünce :) Bana da müsade, zayiyat fazla oldu bununla şimdi!!!

Ps. Ciddiyim, haftalardır bu tadı almamıştım...

- M6 / Ultimatum (ASOT 427)








- Jonathan Martin / Insidious (Original Mix)








- Rafael Frost - Black Box (Original Mix)






One Step Beyond...

7th pass : Insidious / Les meubles de famillie

1st Key: SUN
2nd Part History: Handicap, Transformers, 501, Schizophrenic, Sempiternal, Rain

Date : 23.10.2009

StormTroopers, their secret lives...

StormTroopers, says; Darth Vader is watching you...

Prince of SadenerLand!

O toprakların artık bir prensi var. Çokoprens değil :) hakiki prens... Çakma sırtlandır o... İnanılmaz... Bir kedi, bir insanın hayatına bu kadar değer katabileceği hiç düşünülebilir mi?... Hep sevdim zaten hayvanları, ama hiç beslemeyi düşünmemiştim. Ön yargılardan biri daha, gene zorda olsa yıkılmıştır. Lan, acaba, olur mu, nettik derken bunların hepsini unutulmuştur bile.

Namussuz koyu kahverengi ile siyah karışımı... Görülmemiştir onun gibisi, daha gelmemiştir bu diyarlara... Hayır mekanda zaten kapkaranlık, doğal kamuflaj! Kaşla göz arasında kaybolursa aaaaraki bulasın! Dön babam dönelim, dön babam dönelim... Olm ne işin var senin orda! Nassı girdin sen oraya? Başka yer kalmadı dimi koca topraklarda... Sen prenssin, yapma! Alış artık!

Olm sen ne kadar çirkinsin ya! Walla olmaz bööle şey! Her yerin, her şeyin çirkin :))) O kadar çirkinsin ki, bu yüzden o kadar tatlısın! Namussuz, seni çöpçü kılıklı seni... Seni bu az gelişmiş toprakların az gelişmiş prensi...

Hayatta nefret ettiğim şeyler - 20

Hafif yağmur yağar ya... Eee mevsimi geldi, sonbahar... Severim de... Ama bazı günler çekilmez. Hani fazla yağar, sokaklarda ortalığı göller - ufak akarsular kaplar... Sel kıvamında değil ama! Arabayla gidersin, aralarında slalomlarla... Herkes bi enbesilleşir yağmur yağınca direksiyon başında! Bi de onlarla uğraşırsın... Gideceğin yere varasın olur içinde, sürersin debelenerek... O da ne! Bi anda inmen gerekir, gidip bakkaldan bişey alman... Zaten inersin vasabi kıvamında... Varana kadar üstün başın ıslanmış, yağan rahmetten yeteri kadar nasiplenmişsindir. Çıkınca işte orda olanlar oldu!...

Hali hazırda dönerken yağmurda yürüyorsun, ıslanıyorsun... Zaten sırımsıklam olduğunu düşünürken acı gerçekle karşılaşma anı! Koccaman bi damla su! Nerden olacak, binanın saçağından tam aşşaa, benim kafaya! Seyrelmenin verdiği derin hüzün, bu kadar mı acı çıkar karşısına! Şap! diye oturur o başına, sesine kudretli... Oturması yetmez, saç telleri arasında başlar yolculuğuna, canının estiği yönde... Yok artık ya! Ben nefret etmeyeyim de... La havle vela...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Yorumsuz...

Lig Tv muhabirinin maç sonu Sabri'ye sorduğu soru ;

Muhabir: "Mesela sen hiç hayatında Fenerbahçe galibiyeti gördün mü? Galatasaray'ın buradaki en son galibiyeti 1999 yılında"
Sabri: "Görmedim abi‚ ben o zamanlar alt yapıdaydım"

3'ün 1'i

1999 'dan bu yana olmuş tam 10 sene... Hani bizim Türkiye Kupası hikayesi gibi :) Kadıköy'de galibiyet gören 6assay'lı kalmamış bir ortam düşünün :) Hatta hatta en son aldıkları galibiyette Google bile yokmuş... Euro desen Avrupa'ya, sana o da ne ki derlermiş. LCD TV icat bile edilmemiş. Evet düşününce o kadar şaşırtıcı bir hal alıyor olay. İnsanın içinden "Nerde kaldı ezeli rekabet?" diye sorası geliyor.

Benim kafama takılan başka bir konu var. Skor zaten standarta bağlamışken, her sene maçı izlemeye Kadıköy'e yaklaşık 2.500 6assay taraftarı geliyor. Bıkmadılar, usanmadılar arkadaş... Bunlar seneye bir daha gelir, sonraki sene bir daha... Utanma olur be insanda, gel bari arsız arsız konuşma, otur mosmor seyret maçı... Bunlar nasıl homosapien??? Eee eskiler büyükmüş, alışmış kudurmuştan beterdir demişler. Hakkını veriyorlar lafın.

Daha uzatmanın bir anlamı yok. Bana gecenin en güzel şeyi nedir diye sorsalar, Nilüfer'in hisli şarkısı derdim. Kim bulmuşsa cuk! oturmuş. :)

"Akşam oldu penceremde, yorgun rüzgar esiyor geçiyor renkler suskun, bir masum mor menekşe, ağlıyor mu ne?..."