4 Nisan 2009 Cumartesi

Rogerio Ceni

Rogerio Ceni... Brezilyalı ve 36 yaşında... Konu konuyu açar ya, o hesap bu :) kalecilikten yeni bahsetmiştim. Sonrasında bu aklıma geldi. Konumuz inanç, azim, heyecan, profesyonellik... Bir hayat hikayesi gibi... Kısa giriş yapmalıydım, eminim ki kimse tanımaz bile Ceni'yi...

Rogerio Ceni, 1973 'da Pato Branco Brezilya 'da dünyaya geldi. 1990 'da 17 yaşında Brezilya'nın en köklü ve büyük kulüplerinden olan Santos'a geldi ki halen de kalesini korumakta... Bugüne kadar yaklaşık 900 kez ıslattı Santos formasını... Onu bu kadar özel ve büyük kılan ise, meslektaşlarının kalesine tam 84 gol gönderdi. Yanlış anlamadınız, kariyerinde 84 golü var. FIFA ve IFFHS istatistiklerine göre (yani genel-geçer :) olarak:) dünyanın en golcü kalecisi... Ayrıca kariyerinde Brezilya Milli Takımı kalesi, 2 kez Copa Libertadores (Güney Amerika kıtasının Şampiyonlar Ligi) ve 3 kez Dünya Kulüpleri Turnuvası şampiyonluğu var. Kısaca tarihteki kalecilerin en büyüklerinden...

Ceni, geçen haftalarda Sao Paolo'nun evinde Bragantino'yu ağırladığı karşılaşmada, yediği gol sonrası maça devam edemedi.. Attığı harika frikik golleriyle taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan, dünyanın en çok gol atan kalecisi ünvanını elinde bulunduran Rogerio Ceni, yediği gol sonrası çocuklar gibi ağlamıştı. Daha maçın 12. dakikasında yaptığı hatayı affetmeyen Ceni, eldivenlerini çıkarak çimlere uzandı ve oyuna devam edemeyeceğini söyledi. Saha kenarında gözyaşlarına güçlükle hakim olan usta kaleciyi, ne karşılaşmanın hakemi ne de takım arkadaşları ikna edemedi ve Ceni yerini yedek kaleci Bosco'ya bıraktı.
Benimde seyrettiğimde içim acımıştı. Oluyor işte kalecilik böyle birşeydi. İnanılmaz kurtarışların verdiği hazı yaşatan, ellerinin arasından kaçan bez parçasıyla yıkılan... İtiraf ediyorum kızmıştımda, hafif tebessümle... Kaleci her zaman güçlü olmalı, dimdik ayakta durmalıydı bence... Taaki Fatih Uraz'ın yazısını okuyuncaya kadar. Kim midir o, eski bir kalecidir :) Fatih'te tarihteki yerini "Kova Fatih" olarak çoktan almıştır. İngiltere'den 8 gol yemesiyle ünlü 2 kalecimizden de biridir :) Neyse, yazıyı okuduktan sonra pişman oldum. Olayı, inanılmaz bir bakış açısıyla değerlendirmiş Fatih, etkilendim. Gerçekten okunası...

"Her kalecinin meslek yaşantısı boyunca sıklıkla karşılaştığı kabul edilebilir hatalardan birisini yaptığı halde moral bozukluğuyla oyuna devam edemeyen, gözyaşlarına hakim olamayan Rogerio Ceni'yi anlamak hem kolay hem değil!

Dünyanın en çok gol atan kalecisi unvanını da taşıyan böylesine tecrübeli bir file bekçisinin, sanki ölümüne oynanan mahalle maçında son dakikada büyük hata yaparak mağlubiyete sebep olmuş küçük bir çocuk gibi yerlerde kıvranarak debelenmesine sakın ola şaşırmayın. Çünkü o gözyaşları 36 yılın tecrübesine karşın, Brezilya Milli Takımı'na kadar yükselmeyi başarmış klas bir ismin henüz içindeki coşkuyu yitirmediğini gösteren önemli bir ayrıntıdır.

Bizim ülkemizde yediği hatalı gollerin hüznünü duyacağına, en azından çenesine hakim olarak vakarını koruyacağına bir gerçeğin üzerine on yalan ekleyerek, olayı sulandırarak kaleciliği çadır tiyatrosuna çeviren şaklabanları hatırlayınca Rogerio Ceni'ye saygı duymamak ne mümkün! Sıra dışı frikik golleriyle ve artık iyice kanıksanmış penaltı vuruşlarıyla tüm dünyanın hayranlığını kazanmış Brezilyalı kaleci tarzında iş ahlakı yüksek futbolcular, kaleciler yetiştirdiğimiz vakit hiç şüpheniz olmasın, çok seyrek göründüğümüz uluslararası finallerde sıklıkla boy göstermeye başlayacağız.

Öte yandan moral eksenli kalecilik yapmanın handikaplarına da değinsek iyi olacak. Hayatları boyunca yedikleri golleri hesaplamaya küçük ölçekli hesap makinelerinin neredeyse yetmeyeceği kalecilerin, kabul etmeli ki gollerin yasını tutmak gibi bir lüksleri yoktur. Kaleciler hesaplaşmayı muhakkak ileriki günlere bırakmak ve hatanın akabinde kendi kendisini motive etmek mecburiyetindedir, maç içinde hesaplaşma demek yeni hatalara zemin hazırlamaktan başka bir şey değildir.

Usta şair Can Yücel: 'Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.' diyor; işte Rogerio Ceni'nin gözyaşları tastamam o anlamlı sözlerle örtüşüyor. Son derece içten, yapmacıksız, işini eksik yapmanın ızdırabını yansıtan ifadeler etkileyici çünkü gönülden geliyor. Vakti zamanında ülkemizi istila eden Yugoslav kalecilerin galibiyetlerden sonraki abartılı sevinçlerine, yenilgilerden sonraki tamamen tribünlere yönelik üzüntü şovlarına hiç mi hiç benzemiyor.

Ağlamak her nedendir bilinmez topraklarımızda bayanlara has kılınmış, erkeklere yakıştırılamamış, zayıflık ifadesi diye algılanmıştır. Oysa yeşil sahalarda çok kereler şahit olunmuştur ki, mağlubiyeti kabul etmeyen cesur yüreklerin onurlu direnişi başarısızlıkla sonuçlandığında gözyaşı dökmek kadar doğal bir şey olamaz. Unutmadan ekleyelim, profesyonellik öncesinde varını yoğunu sahaya yansıttıktan sonra mağlup olunduğunda içten gözyaşı dökenler arasında üst düzey futbolcu olmayan birisine henüz rastlamadık. Başarılı olmanın yolu elbette ki çalışmadan, sabırdan, devamlılıktan, şımarmamaktan geçiyor ancak adına hırs denilen yasal dopingin sihirli etkisi de unutulmamalı.

1999 Şampiyonlar Ligi finalinde son iki dakikada kaybedilen kupanın ardından Bayer Münih'li Samuel Cuffour'un, 2008 finalinde ayağı kaydığı için penaltıyı direğe nişanlayarak istemeden Chelsea'yi mutlu sondan eden kaptan Terry'nin akıttığı gözyaşları, profesyonel futbolu amatör ruhu kaybetmeden oynayanlara verilecek güzel örnekler.

Meslektaşlarının koruduğu kalelere bugüne kadar 84 gol yollayan Rogerio Ceni'nin iş ahlakını temenni ederiz ki Türk kaleciler örnek alır; gözyaşlarını örnek almasını tavsiye edemiyoruz, zira adları kolaylıkla 'Sulu gözlüye!' çıkabilir; malumunuz üzere memlekette ulu orta ağlamak ayıptır da!

Rogerio Ceni Official Website

Fatih Uraz / Kaleciler hep ağlatmaz; arada bir de ağlarlar!

3 Nisan 2009 Cuma

One Step Beyond...

37th pass : Messi / SadenerLand Research Lab. activated...

History : Horizon, Mandela, Mutant, vanDoorn, 11.03, Paradigma, Flashback, Insomnia, Broadcast, TheEND, Enigma, Lola, Anthrax, IRA, Grendel, Joker, Kanova, Undone, Schutzstaffel, V, Angel, Endless, Lost, Escape, Unforgivable, Spartans, Green, Frog, Anelka, OceanLab, Rammstein, Gotthelf, Freedom, Super8 and Tab, 1408

Date : 02.04.2009

2 Nisan 2009 Perşembe

Yorumsuz...

Victorias Secret Angel's :) Eğer diğer taraf böyleyse, itiraf edeyim ben yaşamak için bu kadar verdiğim mücadeleye yanarım...

Kalecilik yalnızlıktır.

İspanya maçı hüsranla noktalandı, bunu kabul ediyor zaten herkes. Benim değineceğim konu çook farklı. Bende kendimi bir mensubu olarak gördüğüm için, içimdekileri aktarmak istedim. Kalecilik...

Kalecilik zordur. Kaleciler, yalnız insanlardır. Yalnız oldukları kadar da kendine güvenirler, cesurdurlar, güçlüdürler, liderdirler. Ama bu süper nitelikler bile onların yalnız oldukları gerçeğini ne yazık ki asla değiştirmez. Herkes onlara fasülyeden gözüyle bakar :) Bırakın onlar öyle sansınlar. Aslında kaleciler gerçekten biraz aptaldırlar :) Çünkü, ne gerek var sepet misin sen, sorumluluk almaya, büyük risk altına girmeye... Millet boş kaleye golü atamaz, 2 adım öteye pas veremez, tuttuğu adamı kaçırır! Bununla kimse ilgilenmez, çünkü telafisi vardır arkada... Bunları yapanda bundan siklemez zaten, rahattır içi... Ya da bir forvet oyuncusu doksan dakika sahada durur, maçın sonunda topa bir kez vurur, gol olur, kahraman olur...

Ama kalecinin asla böyle bir rahatlığı yoktur. Sürekli konsantre, sürekli hazır, sürekli hızlı, sürekli atik olmalıdır. Atlarsın, zıplarsın, çarpışırsın, itilirsin, ezilirsin, tükenirsin, afallarsın! Nasıl zor değil mi? Maç boyu herkes koşar debelenir yani sıcaktır, sen orda top gelirse hareket edersin. Hele bir de hava soğuk, bir de yağmurluysa, ah onu anlatmaya kelimeler yetmez. Maç içinde onlarca top kurtarırsın, tam kahraman olacakken, bir tane hata yaparsın gol olur senden kötüsü olmaz. Olur a.q. herif iyi vurduysa kaleci ne yapsın! Kale dediğin 7,32cm, boru mu?...

Kalecilik akıllı insanın yapacağı iş değildir, ama akıl işidir. Bir şutta hızı 100 km. ye yaklaşan meşin yuvarlağı engellemek için aklını kullanmaya ne gerek var? Hiç atlayanınız var mı uçarak, sonrasında yere çakılanınız? Maç sırasında arka arkaya çakıldıktan sonra gene kalkarsın aynı ciddiyetle savaşmaya devam edersin. Bir daha , bir daha, bir daha... Vurun kahpeye misali :) Ahh ah, kendini yıpratmaya ne gerek var? Sahada terlemeden maçı bitirenler varken... O meşin yuvarlak çizgiyi geçti mi, çaresizsin, yenilmişsin. Aslında geriye bile bakmana gerek yok, o seni geçti mi sen anlarsın, artık yalnızsın, tek başına kendi dünyanda...

Filozof-yazar Albert Camus da bir kalecidir mesela. "Ben ahlâk ve yükümlülük üzerine bildiklerimi futbola borçluyum" diyerek kaleciliği bir anlamda kutsamıştır. İyi ki varsın Volkan Demirel!... Turgay Şeren, Engin İpekoğlu, Rüştü Rençber, Toni Schumacher, Peter Schmeichel, Rinat Dassaev, José Luis Chilavert, Oliver Kahn, Van der Saar, Peter Cech, Julio Cesar, Iker Casillas... İyiki varsınız. Kalecilik kimliğimle gurur duyuyorum. Kalecilik yalnızlıktır. Doğrudur, bununla da gurur duyuyoruz. Biz, bunun için, zor için, mücadele için yaratılmışız.

1 Nisan 2009 Çarşamba

Tunes of The Week - 22

What's up everbody and wellcome to TOTW - 22... Büyük maç arifesinde heyecan dorukta... Maça gitmeden şarkıları atalım, aksamasın. Bu hafta da oldukça güzel parçalar var. Bu haftanın en büyük bombası Rex Mundi - Susana düeti, yepyeni bir şarkı ve gerçekten o ses dinlenmeye değer. "Susana, Come Home" :) Sonrasında 16 Bit lolitas ve Ohmna 'dan inanılmaz bir parça, melodi sizi hiiç bırakmıyor, dalıp gitmeyin... Son olarak Dream Machine ise TE2009 'dan... O melodiyi unutmam mümkün mü? Aslaaaaaaaaaaaaaaaaa... Takibe dewam :)

- Rex Mundi feat. Susana / Nothing At All (Original Mix)








- 16 Bit Lolitas & Ohmna / Take It Or Leave It (Original Mix)







- Dj Ton T.B. / Dream Machine (First State Remix)






Haydi Milli Takım

Büyük maça yaklaşık 4 saat kaldı. Rakip Avrupa şampiyonu İspanya... Umarım zevkli bir maç olacak. Deplasmanda oynadığımız maçta ilk yarı çok iyi oynayıp, ikinci yarı kendimizi nadasa bırakmıştık. O sırada boktanda bir gol yedik. Bu maç gerçekten ümitliyim. Özellikle Semih, Arda, Tuncay ve Aurelio 'ya inanılmaz bel bağlıyorum. Utandırmayın bizi çocuklar. Zaten saha içinde olacağım, atarsanız gelirim yanınıza deli gibi sevinmeye, benden söylemesi :)

April Fools Day

Amman tikkat! Bugün 01 Nisan... Neşe dolar insan, düşmeyelim tuzaklara...